TARİHÇEMİZ

Cağaloğlu Hamamı 1741 yılında, dönemin padişahı I.Mahmut’un Ayasofya Külliyesindeki kütüphanesine ve Aya Sofya Camiine gelir sağlamak için yaptırılmıştır. Hamamın planını Hassa Mimarı Süleyman Ağa çizmiş ve hamam, Abdullah Ağa tarafından inşa edilmiştir.

Cağaloğlu Hamamı’ndan önce aynı yerde Nevşehirli Damat İbrahim Paşa’nın bir sarayı vardı. Bu yapı 1740 senesinde yandı ve arsasında Cağaloğlu Hamamı’nın yapımına başlandı.

1768 yılında Sultan III. Mustafa tarafından şehrin artan su ve odun ihtiyacı nedeniyle büyük hamam yapılmasının yasaklanmasından önce yapılan son büyük hamam olması nedeniyle tarihte ve günümüzde büyük önem taşımaktadır.

Cağaloğlu Hamamı İstanbul’un en büyük çifte hamamlarındandır. Yerebatan Sarnıcı yakınında bulunan eserin mimari yapısında, yapının soğukluk ve sıcaklık bölümlerinin düzenlenişinde, Barok üslubu klasik Osmanlı mimarisinde olmayan yenilikler göze çarpmaktadır.

Erkek bölümünde, büyük bir kubbeyle örtülü soyunmalıktan, küçük bir kubbe ve yedi tonozla örtülü soğukluğa geçilir.

Sıcaklık da sekiz mermer sutünu bağlayan kemerlere oturan büyük bir kubbe ile örtülüdür. Ortada büyük bir göbek taşı, köşelerde kubbeli halvet hücreleri bulunmaktadır. Kadınlar ve erkekler için ayrı bölümleri olan çifte hamamın, kadınlar çıkışı hamam sokağına, erkekler çıkışı caddeye bakar.

Cağaloğlu Hamamı’nın camekânını geniş bir kubbe örter. Camekanın çevresinde konsollar üzerine bina edilmiş soyunma odaları bulunur.

Hamamın orta yerinde; tek parçalık mermerden, geniş bir havuz vardır ve havuzun orta yerinde üç katlı enfes bir fıskiye yer almaktadır.

Hamamın ılıklığındaki dört mermer ayak üzerine oturtulmuş geniş kubbe ve yedi beşik kubbe, yapının çatısını oluşturmakta ve buradan hamamın hararesine geçilmektedir. Harare; işlemeli sekiz mermer sütun üzerine oturtulmuş geniş ve heybetiyle göz kamaştıran bir kubbeyle örtülüdür.

Üç yüz yıldır bütün ihtişamı ile ayakta duran Cağaloğlu Hamamı günümüzde halen restorasyon yapılmadan, gelen ziyaretçilerine sadece fiziksel değil, ruhsal bir tarihi deneyim yaşatıyor. Burada geçmiş yüzyılların kokusuyla zaman kavramı önemsizleşiyor.